Geçmişi anlamaya çalışmak, yalnızca eski olayları hatırlamak değil; bugün karşılaştığımız sağlık sorularının, teknolojik dönüşümlerin ve toplumsal beklentilerin hangi uzun yolculuğun sonucu olduğunu görmektir. Bir hastanın “BT anjiyo devlet hastanesi yapıyor mu?” sorusunu sorması, aslında modern tıbbın yüzyıllar boyunca geçirdiği büyük dönüşümün bugünkü bir yansımasıdır. Bugün bilgisayarlı tomografi (BT) destekli anjiyografi, yani halk arasında bilinen adıyla sanal anjiyo, kalp ve damar hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılan gelişmiş görüntüleme yöntemlerinden biridir. Ancak bu noktaya gelmek, yalnızca teknolojik bir ilerleme hikâyesi değildir; aynı zamanda devlet sağlık hizmetlerinin yaygınlaşması, bilimin toplumsallaşması ve tıbbi imkânların daha geniş kitlelere ulaştırılması sürecidir. Günümüzde bazı devlet hastanelerinde koroner BT anjiyografi…
Yorum BırakAnı Yakalayan Hikayeler Yazılar
Bugün Denizfoto sayfasında “Kırpıntı et nedir” üzerine hazırladığımız içeriği sizlerle buluşturuyoruz. Kırpıntı Et Nedir? Dünyada ve Türkiye’de Kullanımı, Kültürü ve Önemi Et tüketimi dünya genelinde hem ekonomik hem de kültürel açıdan oldukça önemli bir yere sahip. Fakat çoğu kişinin kasap tezgâhlarında veya mutfaklarda sıkça karşılaştığı bazı et türleri hakkında yeterince bilgisi bulunmuyor. Bunlardan biri de kırpıntı et olarak bilinen et çeşidi. Peki, Kırpıntı et nedir? Nerelerden elde edilir, nasıl kullanılır ve dünyada hangi şekillerde değerlendirilir? Bursa’da günlük hayatta kasap alışverişi yapan biri olarak baktığımda, etin sadece bonfile ya da kuşbaşıdan ibaret olmadığını görmek mümkün. Aslında hayvanın birçok farklı bölgesinden elde…
Yorum BırakBu yazıda Denizfoto ekibiyle birlikte Artrit röntgende belli olur mu konusunu adım adım keşfedeceğiz. Öğrenmek, yalnızca yeni bilgiler edinmek değil; dünyaya bakışımızı değiştiren, sorularımızı derinleştiren ve kendimizi yeniden keşfetmemizi sağlayan bir yolculuktur. Bazen tek bir soru, insanın düşünme biçimini dönüştürebilir. “Artrit röntgende belli olur mu?” sorusu da böyle bir başlangıç noktası olabilir. İlk bakışta tıbbi bir merak gibi görünen bu soru; sağlık okuryazarlığı, bilimsel düşünme, doğru bilgiye ulaşma becerisi ve öğrenme kültürü açısından oldukça zengin bir eğitim konusu hâline gelebilir. Bir bilgiyi ezberlemek yerine anlamlandırmak, onu farklı bağlamlarda değerlendirmek ve yeni sorular üretmek öğrenmenin en güçlü taraflarından biridir. Sağlıkla ilgili…
Yorum BırakDenizfoto ziyaretçileri için hazırladığımız bu makalede “Öğretmen masasının İngilizcesi ne” konusunu sade bir dille anlatıyoruz. Öğretmen Masasının İngilizcesi Ne? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifi Öğretmen masasının İngilizcesi ne? Basit bir çeviri sorusu gibi görünse de, toplumsal bağlamda düşündüğümüzde çok daha derin bir tartışmayı beraberinde getiriyor. İstanbul’da yaşayan ve bir sivil toplum kuruluşunda çalışan biri olarak, bu soruyu sokaktaki, toplu taşımadaki ve iş yerindeki gözlemlerimle ilişkilendirerek ele alıyorum. Çevirinin ötesinde, öğretmen masası gibi sıradan görünen bir nesne, kimlik, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından farklı anlamlar taşıyabilir. Öğretmen Masasının İngilizcesi Ne? ve Toplumsal Cinsiyet İngilizceye çevirdiğimizde “teacher’s desk”…
Yorum BırakStefan Zweig kitapları kaç yaş için uygundur? Stefan Zweig kitapları kaç yaş için uygundur? sorusu aslında “kaç yaşında insan biraz fazla düşünmeye başlar?” sorusuyla gizlice akraba. Çünkü Zweig okumanın yaşı, doğum yılından çok zihnin “dur bir dakika, bu neden bu kadar içime işledi?” dediği anla ilgili. İzmir’de yaşayan 25 yaşında biri olarak söylüyorum: Zweig okumak bazen Ege sahilinde esen rüzgâr gibi hafif başlar, ama bir bakmışsın iç dünyanda küçük bir fırtına çıkmış. Dışarıdan bakınca her şey sakin, içerde ise “ben bu karakter olsam ne yapardım?” sorgusu dönüp duruyor. Bir gün arkadaş ortamında bu konu açıldı. Kahvede oturuyoruz. – “Zweig okuyorum.”…
Yorum BırakDede Korkut’un Ölümü: Bir Tarih Sorusu mu, Yoksa İnsanlığın Hafızasına Açılan Bir Kapı mı? Bu içerikte Dede Korkut hangi yılda ölmüştür hakkında doğru ve pratik bilgiler arayanlar için Denizfoto yanınızda. Bir insanın hayatını anlamaya çalışırken yalnızca “Ne zaman doğdu?” veya “Hangi yıl öldü?” sorularını sormak yeterli midir? Yoksa asıl soru, o kişinin insanlık düşüncesinde hangi izleri bıraktığı mıdır? Bir mezar taşının üzerinde yazan tarih, gerçekten bir yaşamın tamamını anlatabilir mi? Eğer yüzyıllar boyunca insanların dilinde yaşayan bir bilgenin kesin ölüm yılı bilinmiyorsa, bu bilgi eksikliği midir, yoksa insan hafızasının farklı bir biçimde çalışma şekli midir? Dede Korkut’un hangi yılda öldüğü…
Yorum BırakMerhaba Denizfoto ziyaretçileri! Günümüzün konusu: “Köhn galatasaraya kaça geldi”. Hazırsanız başlayalım! Köhn Galatasaraya Kaça Geldi? Transfer Bedelinin Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Analizi Futbolun Sadece Skordan İbaret Olmadığı Bir Dünya “Köhn Galatasaraya kaça geldi?” sorusu ilk bakışta yalnızca bir transfer bedeli merakı gibi görünebilir. Futbol ekonomisi açısından bakıldığında bu soru, bir oyuncunun bonservis değerini, kulübün yatırım tercihini ve saha içindeki beklentileri anlamaya yönelik olabilir. Ancak futbolun toplumdaki yeri düşünüldüğünde her transfer haberi, aslında daha geniş bir hikâyenin parçasıdır. Futbol; sınıf, cinsiyet, kimlik, göç, ekonomik eşitsizlik ve temsil meseleleriyle doğrudan bağlantılı devasa bir sosyal alandır. Derrick Köhn’ün Galatasaray’a transferi…
Yorum BırakGeçmişin izlerini anlamadan bugünün çözümlerini doğru değerlendirmek çoğu zaman mümkün değildir; çünkü bugün aracımızdaki küçük bir çizikten kurtulmak için başvurduğumuz yöntemler bile insanlığın yüzeyleri koruma, güzelleştirme ve onarma arzusunun yüzyıllar boyunca süren hikâyesinin bir parçasıdır. Aracın Yüzeyini Koruma İhtiyacının Tarihsel Kökenleri İnsanlık, tarih boyunca kullandığı eşyaların ömrünü uzatmak için farklı yöntemler geliştirdi. Ahşap mobilyalardan metal savaş araçlarına, mücevherlerden taşıtlara kadar her nesne zamanla aşınmanın etkisiyle karşı karşıya kaldı. Bu nedenle parlatma, cilalama ve yüzey koruma teknikleri yalnızca modern otomobil dünyasının değil, çok daha eski bir kültürel mirasın devamıdır. Antik uygarlıklarda metallerin korunması için balmumu, yağ ve doğal reçineler kullanıldığı bilinmektedir.…
Yorum BırakBütün hayvanların kuyruğu var mıdır? Kuyrukların gizli dünyasına komik bir yolculuk Sevgili Denizfoto takipçileri, bugünkü yazımızda “Bütün hayvanların kuyruğu var mıdır” konusuna odaklanıyoruz. İzmir’de sıcak bir yaz akşamı sahilde yürürken insanın aklına bazen çok garip sorular geliyor. Mesela martının neden sürekli ciddi göründüğü, kedilerin neden evin sahibi gibi davrandığı ya da “Bütün hayvanların kuyruğu var mıdır?” sorusu… Evet, yanlış okumadınız. Bir gün arkadaşlarla Kordon’da otururken konu bir anda kuyruklara geldi. Normal bir insanın sohbet akışı nasıldır bilmiyorum ama bizim ekipte konuşmalar genelde “Bugün trafik berbattı” diye başlayıp “Penguenlerin kuyruğu neden yok gibi duruyor?” noktasına ulaşabiliyor. Arkadaşım Can çayından bir yudum…
Yorum BırakTersine Beyin Göçü Hangi Ülkeye Ait? Bir Kavramın Coğrafyadan Felsefeye Yolculuğu Bir insanın yıllar boyunca edindiği bilgiyi, deneyimi ve hayallerini başka bir ülkeden kendi doğduğu ya da bağ kurduğu ülkeye taşıması gerçekten yalnızca ekonomik bir hareket midir? Yoksa bu yolculuk, insanın “nerede ait olduğu”, “bilginin kime hizmet ettiği” ve “iyi bir toplumun nasıl kurulacağı” gibi daha derin soruların bir yansıması mıdır? Bir bilim insanının laboratuvarını değiştirmesi, bir yazılımcının başka bir ülkeden geri dönmesi veya bir akademisyenin doğduğu ülkeye katkı sunmak istemesi bize şu soruyu sordurur: Bilgi, onu üreten kişinin mi mülküdür; yoksa insanlığın ortak mirası mıdır? Felsefenin etik, epistemoloji ve…
Yorum Bırak