Kangren Olduğu Nasıl Anlaşılır? Bir Hikaye Üzerinden Bir zamanlar, iki farklı insanın hayatı, birbirine paralel bir şekilde değişmek üzereydi. Ahmet, 45 yaşında, hayatı boyunca işine odaklanmış, çözüm odaklı bir adamdı. Her zaman mantıklı düşünür, sorunları adım adım çözerdi. Onun için sağlık, işlerinin bir parçasıydı, ama genelde hep geride kalırdı. Ayşe ise 42 yaşında, duygusal zekâsı yüksek, her zaman etrafındaki insanlara yardım eden ve başkalarının duygusal ihtiyaçlarına karşı son derece empatik bir kadındı. Kocası Ahmet’in sağlığına her zaman dikkat etmesi gerektiğini söylese de, o genellikle bunun farkına varmazdı. Bir sabah, Ahmet, iş yerinde yoğun bir günün ardından eve geldiğinde, Ayşe endişelenerek…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Tutuklama Kararı Sicile İşler Mi? Hukuki ve Pedagojik Açıdan Bir İnceleme Eğitimci olarak her gün, öğrenmenin dönüştürücü gücüne tanıklık ediyorum. Öğrenme, sadece bilgi aktarmaktan ibaret değil; insanların yaşamlarını, bakış açılarını ve toplumsal ilişkilerini şekillendiren bir süreçtir. Ancak öğrenme, her zaman bireylerin düşündüğü şekilde gerçekleşmez. Toplumlar ve yasalar, öğrenme süreçlerini ve bireylerin davranışlarını şekillendiren önemli etkenlerdir. Özellikle hukuki meselelerde, öğrenme süreci bazen toplumsal normlara ve yasaların dayattığı kurallara bağlı olarak gerçekleşir. Bu yazıda, “Tutuklama kararı sicile işler mi?” sorusunu eğitim ve pedagojik açıdan ele alarak, toplumsal etkiler ve bireysel gelişimle nasıl bağlantılı olduğunu tartışacağız. Tutuklama Kararı ve Sicil Kaydı: Hukuki Temeller…
6 YorumSözüm Ağzımda Kaldı Ne Demek? Anlamı ve Kökeni Üzerine Derinlemesine Bir Bakış “Sözüm ağzımda kaldı” ifadesinin anlamı nedir? Hayatımızda sıkça kullandığımız deyimler, dilin zenginliğini ve geçmişten günümüze taşınan kültürel mirası yansıtan ifadelerdir. “Sözüm ağzımda kaldı” da bu deyimlerden biridir. Peki, bu deyimi ne zaman kullanırız ve tam olarak ne anlama gelir? Sözüm ağzımda kaldı ifadesi, bir kişinin söyleyeceği bir şeyi ya da vermek istediği bir cevabı, bir nedenden ötürü ifade edemediğini anlatan bir deyimdir. Yani, kişi bir şey söyleyecekken duraksar, konuşmasını engelleyen bir durumla karşılaşır ve bu yüzden sözleri yerine ulaşamaz. Çoğunlukla, kişi bir konuyu söylemek için cesaret bulamamış ya…
Yorum BırakKalvenizm Neyi Savunur? İnanç, Eşitlik ve Toplumsal Dönüşüm Üzerine Düşünmek Bazen bir inancı anlamak, sadece tarihsel köklerine bakmakla değil; onu bugünün toplumsal dinamikleriyle yeniden okumakla mümkündür. Bu yazıda Kalvenizmi, yani Protestan Reformu’nun düşünsel damarlarından birini, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet bağlamında yeniden düşünmeye davet ediyorum. Belki bu metin bir tartışma başlatır; belki de içimizdeki sorgulayıcı sesi harekete geçirir. Kalvenizmin Temel Savları: Tanrısal Egemenlik ve İnsan Sorumluluğu Kalvenizm, 16. yüzyılda Jean Calvin’in öncülüğünde şekillenen, Tanrı’nın mutlak egemenliği ve insanın kaderinin Tanrı tarafından önceden belirlenmiş olduğu fikrini savunan bir teolojik sistemdir. “Kadercilik” olarak yanlış anlaşılmaya yatkın olsa da, Kalvenizm aslında insanın…
Yorum BırakGülbeşeker Ne Anlama Gelir? Edebiyatın Dilinde Tat ve Hatıranın Büyüsü Kelimenin insan üzerindeki etkisi çoğu zaman bir ilaç, bazen bir büyü, kimi zaman da bir hatıradır. Gülbeşeker kelimesi de böyledir: dilin ucuna geldiğinde hem bir tat hem de bir duygudur. Bir edebiyatçının kaleminde bu kelime, yalnızca bir şeker türü değil; geçmişin, sevginin ve inceliğin sembolüdür. Çünkü her kelime, bir hikâye taşır; her tat, bir hatırayı çağırır. Gülbeşeker ise bu iki dünyanın kesişiminde durur — kelimelerin duygulara, duyguların ise edebiyata dönüştüğü yerde. Gülbeşeker: Bir Kelimenin Duyusal Hafızası “Gülbeşeker” Osmanlı mutfağında gül yapraklarından yapılan bir tatlı ya da reçel anlamına gelir. Ancak…
Yorum BırakGül Hastalığı ve Psikolojik Yansımaları: Sabun Terapi mi, İçsel İyileşme mi? Bir Psikoloğun Merakı: İnsan Davranışlarının Derinliklerine İnen Bir Soru Bazen insanları gözlemlerken, yüzeyde gördüğümüz şeylerin çok daha derin anlamlar taşıdığını hissederim. Gül hastalığı (rosacea), ciltteki kırmızı lekeler ve sivilcelerle kendini gösteren bir dermatolojik rahatsızlık olsa da, buna psikolojik açıdan bakmak çok daha ilginç olabilir. Yüzdeki kızarıklıkların, bir kişiyi yalnızca dışarıdan etkileyen fiziksel bir sorundan daha fazlası olabileceğini düşündüm. Peki, gerçekten ciltteki bu kızarıklıklar sadece fiziksel bir rahatsızlık mı, yoksa bu hastalık, kişinin içsel dünyasıyla da bağlantılı olabilir mi? Özellikle cilt bakımını içsel bir iyileşme olarak görebilir miyiz? Bu yazıda,…
Yorum BırakToplumsal Yapının Derinliklerinde: Gözde Et Parçası Neden Olur? Toplumsal yapıların karmaşık örüntülerini anlamaya çalışan bir araştırmacı olarak, bazen insan bedeniyle ilgili görünen bir fenomenin bile toplumsal dinamiklerle nasıl iç içe geçtiğini fark ederim. Gözde çıkan bir “et parçası”, tıpta pterjium ya da şalazyon gibi isimlerle anılır; ancak bu olgunun biyolojik yönü kadar, insanın toplumsal varoluşu içindeki yansımaları da dikkate değerdir. Bu yazı, gözdeki et parçası metaforu üzerinden birey ile toplumun etkileşimini, normları ve rollerimizi anlamaya çalışır. Bedensel Bir Uyarı: Gözde Et Parçası ve Modern İnsan Modern insan, hızın, rekabetin ve sürekli görünür olmanın baskısı altında yaşar. Bu ortamda bedensel tepkiler,…
Yorum BırakKaynak Kıtlığı ve Belediye Seçimleri: Gördes Belediye Başkanını Ekonomik Bir Mercekten Okumak Bir ekonomist olarak, kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin yarattığı fırsat maliyetleri üzerine düşünmek bana her zaman heyecan verir. Belediyeler, sınırlı bütçelerle çok sayıda toplumsal beklentiyi karşılamak zorundadır. Bu bağlamda “Gördes Belediye Başkanı kim?” sorusu, sadece bir siyasi kimlik meselesi değil; aynı zamanda toplumsal refahın ve yerel ekonomi dinamiklerinin şekillendiricisi olarak okunmalıdır. Belediye başkanının kararları; altyapı yatırımlarından imar planlarına, sosyal yardımlardan kentsel dönüşüme kadar pek çok alanda doğrudan etki yaratır. Yerel yönetimin tercihleri, hangi projelere kaynak ayrıldığı ve hangi kesimlerin bu projelerden faydalandığı soruları, iktisadi bir mercekle ele alındığında kamu…
Yorum BırakHiç Göz Kırpmazsak Ne Olur? Ekran Çağının En Tehlikeli “Verimlilik” Efsanesine Eleştirel Bir Bakış Kabul edelim: “Odaklanmak için daha az göz kırp” tavsiyesi gizli gizli dolaşıyor. Evet, cesur bir iddiayla giriyorum: hiç göz kırpmamak bir başarı stratejisi değil, göz yüzeyini adım adım çölleştiren bir öz-yıpratma biçimi. Bu yazı, “Hiç göz kırpmazsak ne olur?” sorusunu yalnızca tıbbi sonuçlarıyla değil, aynı zamanda bu efsaneyi besleyen kültürün kör noktalarıyla masaya yatırıyor. Tartışalım, sorgulayalım, gerekirse rahatsız olalım. Göz kırpmamak odak artırmaz; göz yüzeyi kurur, görüş kalitesi düşer, ağrı–yanma–batma artar, enfeksiyon ve ülser riski büyür. Göz Kırpmanın Biyolojisi: Vücudun Mikro Bakım Döngüsü Göz kırpma, refleksif…
Yorum BırakGüvercin Göğsü Korse Kaç Yaşında Kullanılır? Öğrenmenin Pedagojik Derinliklerine Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: öğrenme, sadece bilgi edinme değil, dönüşüm sürecidir. İnsan, öğrenirken hem zihnini hem bedenini yeniden biçimlendirir. Bu nedenle “Güvercin göğsü korse kaç yaşında kullanılır?” gibi bir tıbbi sorunun bile pedagojik açıdan çok katmanlı bir anlamı vardır. Çünkü bu soru, bir yandan fiziksel gelişimle ilgiliyken, diğer yandan bireyin bedeniyle kurduğu öğrenme sürecine de dokunur. Peki, bir korse sadece bir tedavi aracı mıdır, yoksa insanın kendi bedenini tanıma, fark etme ve dönüştürme biçimlerinden biri midir? Bu yazıda, güvercin göğsü tedavisinde kullanılan korsenin yaşla ilişkisini, öğrenme…
8 Yorum